Orta Doğu’daki gerilimler nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, gübre arzını kısıtlayarak küresel gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler nedeniyle dünyanın en stratejik geçiş güzergahlarından Hürmüz Boğazı’nın fiilen sevkiyata kapanması, küresel tarım sektörünün kritik girdisi olan gübre arzını ciddi şekilde kısıtladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bölgedeki tanker trafiğinin yüzde 90 düşmesinin küresel gıda güvenliği için “sistematik bir şok” oluşturduğu uyarısında bulundu.
Bu durum, enerji arzındaki darboğaz ve lojistik blokajla birleşerek gübre üretim tesislerini durdurmaya zorluyor. Aşırı artan maliyetler, dünya genelinde yeni ve daha şiddetli bir gıda enflasyonu dalgasını tetikleme potansiyeli taşıyor.
Gübre fiyatları, üretim maliyetlerinin yüzde 80 ila yüzde 90’ını oluşturan doğal gaz fiyatlarına doğrudan bağlıdır. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar ve Katar’daki enerji altyapısına yönelik saldırılar, doğal gaz yoğun gübre sanayisini doğrudan etkiledi.
Körfez Bölgesi’nde doğal gaz tedarik zincirinde yaşanan bozulma, ham madde erişimini kısıtlarken tesisleri operasyonel değişikliklere zorladı. Katar’ın devlet enerji şirketi QatarEnergy, LNG tesislerindeki gelişmeler nedeniyle gaz üretimini durdurduğunu açıkladı.
QatarEnergy, küresel ihtiyacın yüzde 14’ünü karşılayan üre tesisinde de üretimi askıya aldı. Bu kesinti domino etkisi yaratarak Hindistan’da üç, Bangladeş’te ise dört stratejik gübre fabrikasında üretimin durmasına neden oldu.
Emtia piyasaları, bozulan arz-talep dengesine fiyat artışlarıyla karşılık verdi. 27 Şubat’ta ton başına 482 dolar seviyesinde olan Orta Doğu çıkışlı üre fiyatları, Mart sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 56 artışla 750 dolara ulaştı.
Analistler, krizin sürmesi halinde azotlu gübre fiyatlarının mevcut seviyelerin iki katına çıkabileceği, fosfat fiyatlarının ise yüzde 50’den fazla artabileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, halihazırda yüksek girdi maliyetleriyle boğuşan küresel tarım sektörü için yönetilemez bir mali yük oluşturuyor.
Kpler, CRU ve Argus verilerine göre, küresel gübre tedarik zincirinin merkez üssü Orta Doğu’da kriz derinleşiyor. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat kısıtlamalarının, küresel gübre tedarik zincirinde toplamda yüzde 33’lük bir daralmaya yol açtığı tahmin ediliyor.
Bölgeden yapılan yıllık 22 milyon tonluk üre ihracatı durma noktasına gelirken, küresel üre arzının yaklaşık yüzde 46’sının doğrudan Körfez Bölgesi’nden sağlanması mevcut riskleri artırıyor. Toplam gübre arzının yüzde 20’sinin Körfez menşeli olması, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın küresel ticaretin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyelini ortaya koyuyor.
Kuzey Yarımküre’de Şubat ortasından Mayıs başına kadar devam eden kritik bahar ekimi sezonu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin en yoğun dönemine rastladı. ABD’de gübre stoklarının mevsimsel ortalamanın yüzde 25 altına gerilemesi, Amerikan çiftçisini zorlu bir kararın eşiğine getirdi.
Üreticiler ya fahiş fiyatlar karşısında yüksek maliyetli tedarik riskini üstlenecek ya da yetersiz gübre kullanımı nedeniyle ciddi rekolte kaybına razı olacak. Her iki senaryo da küresel gıda fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturacak ve gıda arzının daralmasına yol açacaktır.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başekonomisti Maximo Torero, Hürmüz Boğazı ticaret koridorundaki aksamaların küresel gıda güvenliği için “sistematik bir şok” teşkil ettiğini açıkladı. Torero, çatışmalar bugün sona erse bile maliyetlerin istikrara kavuşmasının 2 ila 3 ay sürebileceğini belirtti.
FAO öngörülerine göre, krizin sürmesi durumunda 2026’nın ilk yarısında gübre maliyetleri ortalama yüzde 20 daha yüksek seyredecektir. Yüksek gübre ve yakıt maliyetleri çiftçileri “çifte şok” ile vururken, gübre kullanımındaki düşüş buğday, pirinç ve mısır rekoltesinde dramatik gerilemelere yol açabilir.
2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsılan küresel tedarik zinciri, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni kısıtlamalarla kritik eşiğe ulaştı. Pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesindeki muhtemel düşüş, ithalata bağımlı ülkelerde yerel gıda krizlerini tetikleme riski taşıyor.
Dünya gıda arzının merkezinde yer alan büyük ölçekli üreticiler, krizden en fazla etkilenen aktörler arasında yer alıyor. Hindistan, pirinç ve buğday üretiminin temel girdisi olan gübre ihtiyacının yüzde 40’ından fazlasını bu bölgeden karşılıyor.
Dünya soya fasulyesi arzının yüzde 60’ını karşılayan Brezilya, gübre tedarikinin yarısı için lojistik olarak tamamen Hürmüz Boğazı rotasına bağımlıdır. Bangladeş’te kamuya ait büyük ölçekli fabrikalarda üretimin askıya alınması, gıda arz güvenliğinde kritik bir darboğaz yarattı.
Yaklaşık 170 milyon nüfuslu Bangladeş’te “boro” pirinci ekim sezonu, gübre fabrikalarındaki duruş nedeniyle belirsizliğe sürükleniyor. Afrika genelinde, özellikle Somali, Kenya ve Sudan gibi ülkelerde gıda güvensizliğinin bu gelişmelerle daha da derinleşmesinden endişe ediliyor.
Küresel piyasalardaki daralma, dev üreticilerin “iç piyasayı koruma” hamleleriyle daha da derinleşiyor. Rusya Tarım Bakanlığı, yerel üreticiyi korumak amacıyla amonyum nitrat ihracatını 21 Nisan’a kadar geçici olarak durdurdu.
İhtiyaç halinde azotlu gübre ihracatına da ek kısıtlamalar getirilebileceği açıklandı. Küresel tedarikin yüzde 28’ini karşılayan Çin ise Mart ortası itibarıyla azot-potasyum karışımlı gübreler ve belirli fosfat türlerinin ihracatını askıya aldı.
Pekin’in bu hamlesi, küresel darboğaz döneminde iç piyasayı izole etme ve gıda güvenliğini önceliklendirme stratejisi olarak değerlendiriliyor. Uluslararası üre fiyatlarının kriz öncesine göre yüzde 56 artması, küresel gıda sistemini yeni bir kırılma noktasına getiriyor.
Yorum Yap